Hosgeldiniz   Efkanigdir.de   Willkommen

          Hosgeldiniz   Efkanigdir.de   Willkommen

       Home/Giris

 

   Kitap ve yeni Şiirler

 

  Radio/Radyo

 

   Kurşun yarası

   Sıladan haber

   Pis sakallı

   Sen sen hala

   Sevdiğim

   O bir erkek

    Tohum

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kitap ve yeni Şiirler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kitap ve yeni Şiirler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kitap ve yeni Şiirler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Kitap ve yeni Şiirler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kitap ve yeni Şiirler

 

 

 

    

           Kurşun yarası

Kurşun sesiyle uyandım.

Al kanlara boyandım.

Daha doğmamış bebek iken,

Cennetin kapısına dayandım.

Dedemden de önceye

                                  gider bu dava.

Bir eşşek mi?, bir it mi?

Yoksa bir hıyar mı?

Yüzünden başlamış kavga.Bilmem!

O demiş öyle, öbürü demiş.

Yok öyle değil böyle.

Boş laf lar

          Küfürler,

             sataşmalar,

                      dalaşmalar.

El kol hareketleri vuruşmalar.   

              ''Sonuç''.

Yerden alınan imansız taş.

Hedefine ulaşmış yavaş yavaş

Almaz yerine değince

           Osman ağanın.

                  Olan olmuş!..

Ağa Allah ın rahmetine kavuşmuş.

Taşı atan el pişman.

Taşı gönderen kol pişman.

Niye diyen kul pişman.

Ama iş işten geçmiş.

Ömer, Rabia ve Fatma

                        yetim kalmış.

Hacısı kışkırtmış hocası kışkırtmış.

Birler beşler onlar ölmüşler.

   Hiç uğruna boku bokuna.

Ta ki köye Öğretmen gelene dek.

Erkan öğretmen gelmiş pir gelmiş.

Kalemden önce silahı,

   Tanıyan Bekiri.

Sevgiden önce nefreti,

          Tanıyan Apo`yu sevmiş.

Ve de okula gönderilmeyen

Çocukları Ev-ev, Kapı-kapı dolaşıp.

Konuşmuş Osman ağalarla,

Anlatmış Ahmet ağalara

Bu boktan kan davası bitsin diye.

Başarmış Erkan öğretmen.

Tam barış olmasada,

Kan akması durmuş.

            ..............

Taa ki bana can veren Ali.

Bana can katan Zeyno yu.

Su yolunda görene dek.

Bir bakış bir gülüş yetmiş.

Babam Ali sevdalı,

Anam Zeyno sevdalı.

Lakin yıkılası töreler.

Ne Osman ağalar razı gelirler.

Nede Ahmet ağalar.

Sevenlerin kavuşmasını.

Barışın sonsuz olmasını.

''Görmeyince göz,

             tutmayınca el yanar.

Duymayan kulak,

    kavuşmayan kalp yanar''.

Diyen annem ve babam.

Yanacaksa adice töreleriniz,

Yıkılacaksa boş kafalarınız yıkılsın,

Diyerek kaçmışlar bir gece yarısı.

Çok uzaklardan Maraş`a doğru.

Arkalarında, nefret dolu cahiller.

Arkalarında, kışkırtıcı

                     zebaniler bırakarak.

Gelmişler Maraş a Maraş küçük.

Bir ev bulmuşlar ev küçük.

Sofra küçük, tabak küçük,

Aş küçük...

Hal böyle iken atılmış tohumlarım.

Karın aç sırt yorgansız.

Biri yarım yarım çeyrek ederek.

Büyümüşüm

            sevgi dolu plasentamda.

Adım B a r ı ş amacım,

                uzlaşma olacaktı.

K a h b e    d ü n y a d a.

Altıncı ayım dolmuştu

                anne karnında.

Her şeyi duyuyor,

       her sevgiyi algılıyordum.

Annem Zeyno yu babam

Ali yi çook seviyordum ki!...

Bir eylül akşamı iki kişi idiler.

Önce kurşunları babama,

Sonra canım anama .

Ve ana karnındaki bana

                 boşaltılar vahşice.

Sanki idamlık kaillermişiz gibi.

Kurşun sesi ile uyandım

Al kanlara boyandım.

Daha altıncı ayımda iken,

Cennetin kapısına dayandım.

 

      Sen, sen hala...

Bu gün benleydin.

Kurtulamadım hayalinden.

Beraber çalıştık.

Sen,  beynim deki senli ben

                    Ve koca makine.

Elim işte gözüm oynaşta

Seni yaşadım.

Seni makineye anlattım.

Makine senden akıllı çıktı,

Anladı beni,

Sen, sen hala...

Zaman çabuk geçti ara verdik,

Seni  Peter' e anlattım.

Ne olduğunu neler istediğini,

Peter kadın uzmanı anladı beni,

     Sen, sen hala...

Ne yapmalı senle,

Sana nasıl davranılmalı,

Çaresizlikten Iris' e sordum.?

Iris yılların dulu.

Biliyor hamı olgunu.

Sorularımı tek tek yanıtladı.

Kadın anladı beni,  Sen, sen hala...

İş bitti.

O liseliyi yine gördüm.

Ondan özür diledim,

Biraz zamanını aldım.

Senin hakkında konuştum,

Tüm kulak beni dinledi.

Az ve öz yorumladı.

Çözümsüzlüktü bunun adı.

Liseli halime baktı.

Halim perişandı.

O, o an anladı beni.

             Sen, sen hala...

Evet, ben seni hep anladım.

Ne senle oluyor nede sensiz.

Doğruluktur yaşam tarzım.

İstediğin gibi olamazdım.

İstediğin rolleri oynayamazdım.

Olduğum gibi görünmeliydim.

Yada göründüğüm gibi olmalıydım.

Arası ikimizi de bitirir.

Seni patavatsızlıkların,

Beni kara sevdam eritir.

Diyen beynim anladı beni.

           Sen, sen hala...

 

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

E

F
K
A
N
İ

            

        Sıladan Haber

Bir mektup aldım sılamdan.

Dağlarıma bahar gelmiş.

Açtım mektubu okudum.

Gül bahçem de diken bitmiş.

 

Otuz biti buldu kırkı.

Duruyor hayatın çarkı.

Gurbet elde yapayalnız.

Yoktur ki zindandan farkı.

 

Emsallerim bir bir ölmüş.

Yeni bir nesil yetişmiş.

Sılam bana gurbet olmuş.

Yoktur ki yad el den farkı.

 

Yaşım oldu gayri yetmiş.

Dizimde derman tükenmiş.

Sırtım yatağa yapışmış.

Yoktur ki ölümden farkı.

 

Efkan ım yapa yalnızsın.

Varlık içinde yoksulsun.

Sonsuz yolun başındasın.

Yoktur ki başından farkı.

 

Kara toprak beni alır.

Çürür serim çiçek olur.

Yarınlara kokum kalır.

Yoktur ki döngüden farkı.

     Pis sakallı kötü Adam

Pis sakallı kötü Adam

Yaktın beni yıktın beni..

Acmamiş kızıl gül idim.

Yoldun soldurdun beni..

 

Öl demi yom ölmeyesin.

Sürüm sürüm sürünesin.

Kör olasın görmeyesin.

Pis sakallı kötü Adam...

 

Sana amca dayı dedim.

Sevgi verdim saygı sundum.

Bayram da elini öptüm.

Pis sakallı kötü Adam...

 

Ben çocuğum bilemezdim.

Sapıklığı sezemezdim.

Pusu vardı kaçamadım.

Pis sakallı kötü Adam

 

Anam suçlu babam suçlu.

Defter, kalem Hocam suçlu.

Beni yakan töre suçlu.

Pis sakallı kötü Adam...

 

Yaşın gayri kırkı geçmiş.

Beben çocukların olmuş.

Hayat sana neler vermiş.

Pis sakallı kötü Adam...

 

Karını hiç sevmedin mi?

Çocuğun gibi görmedin mi?

Büyük günah demedin mi?

Pis sakallı kötü Adam...

 

Karin var Çocukların var

Anan var Bacıların var.

Sapıklık hepsin demi var.

Pis sakallı kötü Adam...

 

Sen, çocuk olamadın mı?

Sen, sevgiyi tatmadın mı?

Böyle bir şey yaşadın mi?

Pis sakallı kötü Adam...

 

Dünlerin senin bozukmuş.

Cehalet kanına girmiş.

Adına da Kader denmiş.

Pis sakallı kötü Adam...

 

Olay çok kötü unutmam.

Babama bile güvenmem.

Erkeklere elim vermem.

Pis sakallı kötü Adam...

 

Bu derdimi anlatırım

Sırası gelir ağlarım.

Ben yarınımı yaşarım.

Pis sakallı kötü Adam...

 

Hayır'ı öğrenmeliyim.

Hayır olmaz demeliyim.

Ben, birey olmalıyım.

Pis sakallı kötü Adam...

 

Efkan der Analara.

Yoldaş olun Çocuklara.

Pis adamlar zindanlara.

Pis sakallı kötü Adam...

       Sevdiğim

Bir akşam üzeri, gece yarısı.

Dökülmüş saçları, solmuş kınası.

Duydum, derinde imiş yarası.

Yara sende acı bende sevdiğim. 

 

Sayılıymış günü,ölüm sonrası.

Haber salın gayri duysun anası.

Toprak alır sonra biter acısı.

Yara sende acı bende sevdiğim. 

 

Şen olmaz sın daha bozlak yaylası.

Zordur kara gözlümü unutması

Bu da feleğin Efkan' a mirası.

Cennet sende hasret bende sevdiğim. 

 

  O bir Erkek, o onu yapar

Daha yaşım dokuz, saçım sarı.

Dardayım, babam erken öleli.

Aşırı içmek ölüm nedeni.

O bir Erkek, o onları yapar.

 

Anam ahh çekti, çabuk evlendi.

Şimdi kaderim üvey babam dı.

Sözde anamda gözü ben dey di.

O bir Erkek o onları yapar.

 

Dayanamadım, gizlice kaçtım.

Yol bulamadım yönüm şaşırdım.

Akraba dedim yine yanıldım.

O bir Erkek, o onları yapar.

 

Ben güzel cahil, Erkekler zalim

Efkan bey budur derdim ahvalim.

Sonunda ölüm var gibi ölüm.

O bir Erkek , o onları yapar.

O bir Erkek, o bunları yazar.

         Tohum

Mevsimlerden bahar ondanda ötesi,

Yemyeşil taptaze ilkbahar.

Serin hava sıcak güneş

                             tenimi okşuyor.

Ben neşeli, ben mutlu,

Ben yaban güllerinin arasında.

Doğayı kokluyorum.

Aha...bir gül bana gülümsüyor.

Gülde tohum, gül toprakta,

Sarı tohum güle tutunmakta.

Esti yel sallandı gül,

Tutunamadı tohum yere düştü.

Tohum yerde yapayalnız.

Yoktur tutunacak dalı, ısınacak yatağı.

Aldım tohumu yerden,

Gülümsedi bana yürekten.

İçime sevda ekti.

Tohumu saksıya koydum, su verdim.

Zeyno yu gördüm, sevdalandım.

Tohum yeşerdi, sevdam büyüdü.

Sevip sevildikçe tohum,

Gürleşti gülleşti.

Zeyno, güldükçe

Ben güldüm gülüm güldü.

Zeyno üzdükçe,

Ben üzüldüm gülüm üzüldü.

Zeyno ansızın ölünce,

Ben soldum gülüm soldu.

Ben, hüznü yaşarken çaresiz.

Gülüm kurumuş çalı oldu.

 

                    Home/Giris        Atagold Juwelier          Kitap ve yeni Şiirler          Atagold Reisen